Ayizi Yayınları, 2010 yılında, üç feminist tarafından kuruldu: Aksu Bora, İlknur Üstün, Selma Acuner.

Feminist bir yayınevinin neye benzeyebileceğini deneyerek görmek istedik asıl olarak. Başka örneklere bakarak bir şeyler tahmin edebilirsiniz ama denemeden bilemezsiniz, değil mi?

Mesela, feminist kitaplar yayınlayarak mı feminist yayınevi olunur? Feminist kitap ne demektir? Feminist bir yayınevi feminist hareketin neresinde durmalıdır?

Biz işte o gün bu gündür deniyoruz.

Türkçe yazılmış ve çeviri kitaplar bastık. Edebiyat, derleme, inceleme, biyografi… Türkçe edebiyatta yeni seslere kulak verdik, araştırma incelemede de. Çeviri kitaplarda kılı kırk yarıp mümkün olduğunca kalıcı, çevrilmeye değer kitaplar yayınlamaya çalıştık

Atölyeler yaptık, tartışma toplantıları, okuma grupları… Amargi Dergiyle ve Kadın Koalisyonuyla çok yakın dayanışma ilişkileri kurduk.

Genç editor ve çevirmenlere alan açmaya çalıştık, onları destekledik.

İlk günden itibaren yanımızda olan Tennur Baş, kitaplarımızı “yapan” kişi olarak, çekirdek kadronun bir parçası oldu. Can Cankoçak, edebiyat editörlüğümüzü yapıyor. İlkay Ertem tanıtım işlerimizi kovalıyor. Yayınevi ofisinde genellikle genç bir ekip oluyor, ekibin bileşenleri değişse de, dosya okumaktan redaksiyona, muhasebeden yazışmalara kadar pek çok işi onlar üstleniyorlar.

Kitap satışlarının çok düşük, dağıtımın son derece sıkıntılı olduğu bir ülkede feminist yayıncılık yapmaya kalkışmak pek akıllı işi değil, başlarken biliyorduk. Bu zor işin ödüllerinin olduğunu da tahmin ediyorduk. Tahmin ettiğimizden fazlası varmış; hem zorluklar hem de ödüller.

Denemeye devam ediyoruz. Gücümüzün yettiği yere kadar.